Teoman | Teoman Fan Club | Teoman Şarkıları
Temmuz 05, 2008, 07:27:53 ÖÖ *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular: Teoman, teoman resimleri , teoman klipleri , teoman şarkıları , teoman fan club , teoman pano , teoman forum , teoman biyografisi, teoman.com
Ana Sayfa Forum Yardım Takvim Giriş Yap Kayıt
Teoman Forum Konu Bilgileri
Okuduğunuz Konu Konu BaşlığıAnnesiz Bir Güne Uyanmak
Cevap Sayısı 0 cevap yazıldı.
Okunma Sayısı 86 defa bu konu okundu.
İp Numaranız İp Numaranız
DuyurularTeoman, teoman resimleri , teoman klipleri , teoman şarkıları , teoman fan club , teoman pano , teoman forum , teoman biyografisi, teoman.com
Anahtar Kelimeler Annesiz Bir Güne Uyanmak , Annesiz Bir Güne Uyanmak resimleri , Annesiz Bir Güne Uyanmak teoman şarkı sözleri, Annesiz Bir Güne Uyanmak teoman pano, Annesiz Bir Güne Uyanmak teoman, Annesiz Bir Güne Uyanmak yazısı, Annesiz Bir Güne Uyanmak teoman konser, teoman resim, Annesiz Bir Güne Uyanmak oyunu, Annesiz Bir Güne Uyanmak hikaye, Annesiz Bir Güne Uyanmak download, Annesiz Bir Güne Uyanmak indir
Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Annesiz Bir Güne Uyanmak  (Okunma Sayısı 86 defa)
LordSebo
Teoman Fan
Administrator

*

Karma: 844
Online Online

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1188


Teoman Şarkılarını Seviyorum

admin@teomanforum.com
WWW E-Posta
« : Mart 01, 2008, 06:25:34 ÖS »

Annesiz Bir Güne Uyanmak
 
Gece çökünce, uzun beyaz florasanlar ile aydınlatılan koridorlarda, üzerlerine ilaç kokuları sinmiş hasta yakınları, korku, umut ve endişeyle beraber, geceyi sırtlayıp sabaha taşırlardı.

Hastanenin ikinci katında bulunan yoğun-bakım odasındaki sessizlik, karanlığı bile kıskandırmaya yeterdi. Azrail`in sık sık uğradığı bu yerde, umut zincirlerine sarılmış yaşamlar; insanca bir çaba ile sürdürülürdü. Belki anneme bir faydası olur düşüncesiyle, görevlilerin izin verdiği kadar bu odanın önünde beklerdim. Beni terk etmesine izin vermediğim umudumla...

Salı gününü çarşamba gününe bağlayan gece de, yoğun-bakım odasındaki hareketlilik gözüme çarptı. Ses avına çıkmış kulaklarımla, tüm olup biteni anlayabilmek için yaklaştığımda, görevlilerin her zaman yaptıkları gibi yaşam savaşını kaybeden birini, sarıp sarmalayıp, zemin katta bulunan morg odasına götürmek üzere çabaladıklarını gördüm. Ölen kişinin annem olabileceği korkusu, yüreğime oturdu. Üzerine bastığım mermer zemin sanki ayaklarımın altından çekildi, dengem bozuldu ve vücudumun her yeri titremeye başladı. Kendimi biraz olsun toparladıktan sonra görevlilere ; ''bu kez kim?'' diye soracakken, birgün önce hastanenin kantininde çay içip, sohbet ettiğimiz hemşirenin dost elini sırtımda hissettim. —Yaşlı amca!'' dedi. —Bir haftalık yaşam mücadelesi sona erdi. Dayanılmaz acılar çekiyordu. Ölüm belki de kurtuluşu oldu.''

Hemşirenin söyledikleri beni rahatlatmıştı ama her gün birilerinin ölmesi, sıranın anneme de gelebileceği korkusunu üzerimden atmama yetmemişti. Yine de tüm olumsuz düşünceleri beynimin duvarlarından kazımak üzere, hemşireye teşekkür edip yanından ayrıldım.

Hastanenin karşısında bulunan cami minaresinden yükselen ezan sesi; insanları sabah namazına davet ederken, İstanbul sisli bir sonbahar sabahına uyanıyordu.

Sigara içmek için kantine geldiğimde, kardeşlerimin ve babamın ayrı ayrı masalarda oturduklarını, sildikçe yenileri gelen gözyaşlarını, nafile çabalarla birbirlerinden sakladıklarını gördüm. Beni fark ettiklerinde, sorgulayan gözleri suratımdaydı.

İnandırıcılıktan uzak sözcükleri bile bulmamın günbegün zorlaştığı, kimin, kimi kandırdığının bilinmediği, insanca oynanan bir oyunun kim bilir kaçıncı sahnesindeydim. Benimle beraber umut biriktiren bu insanların, morallerini yüksek tutma zorundalığım, beni yalan üreten bir makineye çevirmişti.

Daha fazla beklemeden aklıma gelen yalanları sıralamaya başladım. ''Yoğun bakım odasında bulunan yaşlı amcayı hatırladınız mı? Hani annemin solunda bulunan. İşte o amca iyileşmiş. Ölüm riskini atlatmış olacak ki, yukarı katta bir odaya aldılar. İnşallah annem de iyileşecek! Hep beraber evimize gideceğiz!''

Söylediklerimi onaylarcasına başlarını sallayıp, hep bir ağızdan ''inşallah!'' dediler. Beraber, yoğun-bakım odasının sorumlu doktorunun, hasta yakınlarını bilgilendirmek amacıyla, saat 10.30`da yapacağı görüşmeyi beklemeye koyulduk.

Saati görebileceğim bir masa bulup oturdum. Ismarladığım demli çayımı içerken, bir de sigara yaktım. Zaman genişliyordu, genişledikçe yüreğimden gelen kabul edilmez öfke ve direniş giderek artıyordu. Henüz hayatının baharında olan annem, lanet olası bir odada ölüm-kalım savaşı veriyordu. Şuurunu kaybetmiş, kalbi de bir cihaz yardımıyla çalışıyordu. Sığındığım Allah`a dua etmekten başka elimden hiçbir şey gelmiyordu. ''Ya annem ölürse'' düşüncesi, beynimi kemiren kocaman bir kurt oluyor ve her geçen dakika daha fazla kemirgenleşiyordu. Gözlerimde tıkalı olan yaşlar, bir yol bulup akmaya başladı. Ağladım çokça...

Saatler 10.30`u gösterdiğinde, yoğun-bakım odasının sorumlu doktoru, bir sonraki günün getireceklerine kendimizi hazırlamamız gerektiğini söylüyordu. Annemin beyninde oluşan ödem, yaşama şansını neredeyse sıfıra indirmişti.

Günlerdir hastanede uykusuz, sağa-sola koşturan bedenim, doktorun söyledikleri karşısında direncini iyice yitirdi. Göz kapaklarım kendiliğinden kapandı. Eve kiminle geldiğimi, üzerimdekileri çıkartıp, yatağa nasıl uzandığımı hatırlamıyorum. Derin bir uykudan sıçrayarak uyandığımda, kardeşimin -''Hastaneye gitmemiz gerek!'' feryadının yankısı, hastaneye gitmek üzere bindiğimiz taksinin içerisinde bile sürüyordu.

Hastaneye geldiğimde, annemin parmak uçlarından kayan yaşam yıldızı, veda için bekliyordu. Henüz ısısını kaybetmemiş yanağına bir öpücük kondurduktan sonra, hıçkıra hıçkıra ağlayarak, morg odasından dışarıya çıktım. Adımlarım beni, günlerdir annemi bize bağışlaması için dua ettiğim caminin avlusuna götürdü. Kulağıma fısıldanan, nereden ve kimden geldiğini bilmediğim ''Takdir İlahi'' sözcüğü, beni ne kadar teselli edebilirdi ki?

Aynı gün, ikindi namazına müteakip kılınan cenaze namazından sonra, annemi son yolculuğuna uğurladım.

Ertesi günü, İstanbul yine bir sonbahar sabahına uyanırken, annesiz geçireceğim ilk gün başlıyordu. Canımın yarısının olmadığı...
 
Logged

¯¨´*·~-.¸¸,.-~*´¨ Resimli Şiirlerim ¯¨´*·~-.¸¸,.-~*´¨

Register or Login
Doktor Siyah

Register or Login
Soluk Soluğa

Register or Login
İstanbulda son bahar

Register or Login
On Yedi

Register or Login
Tutku Garip Bir Şey

Register or Login
En Güzel Hikayem

Register or Login
Papatya

Register or Login
Düşen Uçurumlarda

Register or Login
Sevdim Seni Bir Kere

Register or Login
Anladım

Register or Login
Aşk Nedensiz Sevmekmiş

Register or Login
Sıkı bir yağmur yağsa şimdi

Register or Login
Motorsikletli Kız

Register or Login
Kardelen

Register or Login
Gönülçelen

Register or Login
Uçurum Kıyısı


Register or Login
Bir Kaç Anı

Register or Login
Bazı Yalanlar

Register or Login
Bırakma Beni

Register or Login
Mektup

Register or Login
Doktor

Register or Login
Kim

Register or Login
Aşk Kırıntıları

Register or Login
Güzelsin

Register or Login
Sonbahar Rüzgarları

Register or Login
Sonunda Anladın

Register or Login
Galiba Dünya Tuttu

Register or Login
Bir Kartanesi Ol

Register or Login
İki Yabancı

Register or Login
Karamel Tadı

Register or Login
Bazen Senden Uzak

Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.5 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC
teoman | teoman forum | teoman pano | teoman fan club | teoman albümleri | teoman şarkıları | teoman resimleri | teoman konserleri |