Teoman | Teoman Fan Club | Teoman Şarkıları | Forum | Pano | Rock
Eylül 06, 2008, 08:51:38 ÖÖ *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz

Foruma Üye Ol

Foruma Giriş Yap

Sitemizde Şu anda 66673 Mesaj 3830 Konu ve 2554 Üye. Bulunmaktadır.


Duyurular: Teoman, teoman resimleri , teoman klipleri , teoman şarkıları , teoman fan club , teoman pano , teoman forum , teoman biyografisi, teoman.com, en son teoman haberleri
Ana Sayfa Forum Yardım Takvim Giriş Yap Kayıt

Teoman Forum Konu Bilgileri
Okuduğunuz Konu Konu BaşlığıSeventeen mart 2008 / sıla güven röportajı
Cevap Sayısı 0 cevap yazıldı.
Okunma Sayısı 262 defa bu konu okundu.
İp Numaranız İp Numaranız
DuyurularTeoman, teoman resimleri , teoman klipleri , teoman şarkıları , teoman fan club , teoman pano , teoman forum , teoman biyografisi, teoman.com, en son teoman haberleri
Anahtar Kelimeler Seventeen mart 2008 / sıla güven röportajı , Seventeen mart 2008 / sıla güven röportajı resimleri , Seventeen mart 2008 / sıla güven röportajı teoman şarkı sözleri, Seventeen mart 2008 / sıla güven röportajı teoman pano, Seventeen mart 2008 / sıla güven röportajı teoman, Seventeen mart 2008 / sıla güven röportajı yazısı, Seventeen mart 2008 / sıla güven röportajı teoman konser, teoman resim, Seventeen mart 2008 / sıla güven röportajı oyunu, Seventeen mart 2008 / sıla güven röportajı hikaye, Seventeen mart 2008 / sıla güven röportajı download, Seventeen mart 2008 / sıla güven röportajı indir
Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Seventeen mart 2008 / sıla güven röportajı  (Okunma Sayısı 262 defa)
LordSebo
Teoman Fan
Administrator

*

Rep: 4117



Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3674
Konu Sayısı: 636


Avatarımdaki sevgilimdir. Sulanmayın!

admin@teomanforum.com
WWW E-Posta
« : Mayıs 09, 2008, 09:21:24 ÖÖ »

seventeen mart 2008 / sıla güven röportajı

“Biz bir kişi olarak yaşamıyoruz. Ömrümüze bir sürü hayatlar giriyor.”

Daha durgun bir Teoman var karşımızda. Cihangir’deki boğaza nazır evinde ‘depresyon çıkışı’ dönemini geçiriyor. Bu aralar müzikle ilgilenmiyor, hatta söz bile yazmıyor. Biz manzaraya dalıp gidince, “İşte burası kurtarıyor insanı depresyon çıkışından” diyor.

En son çıkardığı ‘düet best of’ albümünü eline alıp biraz düşünüyor. Şarkıları için, “Evet, hepsinin hikayesi varmış bende. İçeriğe bakınca, öyle evet. Biraz roman kahramanına dönüşüyorsun. Ama aslına bakarsan normal bir insanım. Ben oradaki kişi değilim. Çok mutlu olduğum anları yansıtamıyorum. Aklıma müzik gelmiyor. Sadece eğlenceme bakıyorum.” diyor.

Kendi deyimiyle bir iki senedir var olan ama şarkıları olmayan, ‘Hiçbir iş yapmayan Teoman’, tüm sakinliğiyle yeni sözlerin, bestelerin daha doğrusu anlatacağı hikayelerin gelmesini bekliyor.



17: ‘Söz ve Müzik) albümünden bahseder misin?



T: Konserler vardı, yeni bir grup kurmuştum, onlarla yoğun çalışıyorduk. Albüm çıkarmayı unutmuşum iki senede. Aklıma gelmemiş albüm çıkarma gereği. Bu projeyi plak şirketi söyledi. ‘Bir tane albüm yapalım, eski şarkılar olsun, düetler olsun’ dediler. Güzel bir fikir gibi geldi. Üzerinde uğraşılacak bir şeydi. İki tane de yeni şarkı yazarım diye düşünüyordum. O arada kayıtlar başladı. Baktım ki bazı şarkılarda bana ihtiyaç yok. Eski düetler ve benim yeni yazacaklarım yetmiyordu. Bu albümün bir ana başlığı olması gerektiğine ve albümün adının ‘Söz-Müzik Teoman’ olmasına karar verdim. On şarkı hedefliyorduk; yirmi oldu, yirmi sekize yükseldi. O yüzden bu albümün devamı da olacak. Şarkılar birbiriyle uyumlu olacak şekilde seçildi. Elimizde başka şarkılar da var. Birkaç tane daha arkadaşımız var, hem yapmak isteyen, hem de yapmasını istediğimiz.



17: İsimlere nasıl karar verildi?



T: Bir sürü farklı yol izlendik. Kimisi söylemek istedi, kimisine biz teklif ettik. Benim aklımda o şarkılarla özdeşleşen isimler vardı; Yavuz Bingöl ve ‘İki Çocuk’ mesela. ‘Rüzgar Gülü’nü Yaşar söylesin istedim. Nil Karaibrahimgil ‘İstanbul’da Sonbahar’ı söylesin istedim. Bir de, şarkı önerdiğim, “Yok ya ben onu değil de, bunu söylemek istiyorum” diyenler vardı; Feridun Düzağaç, Harun Tekin, Candan Erçetin gibi. Seçimde özgür bıraktıklarım vardı; Sezen Aksu, Zeynep Casallini gibi. Kimi zaman kafede rastladım arkadaşıma. Bazen piyanistine rast geliyordum, şarkıcıyı hatırlıyordum, onunla haber gönderiyordum.



17: Eşlik ettiğin parçalarda nasıl çalışıldı?



T: Kimisinde beraber karar verdik. Mesela Pamela’yla ‘Renkli Rüyalar Oteli’ için nasıl bir şey yapacağımızı düşündük. Sonrasında aranjörü serbest bıraktım, onların şarkısı olsun istedim. Düzenlemelerde sanatçının rolü var ama benim pek fazla yok. Ben tek başıma karar verseydim benim projem olurdu. Bu benim projem değil.



17: Sanatçılar oldukça özgür bırakılmış. Mesela Yalın’ın söylediği ‘Gönül Çelen’ tamamen Yalın şarkısı olmuş.



T: (gülüyor) Onu da baştan söylemiştim zaten. Karşılıklı jestlerle yapılan, ticari de olmayan bir albüm olduğu için, arada bir telefonlar ediliyordu, “Abi nasıl yapalım şu şarkıyı?” diye. Herkese, “Kafanıza göre, kendinize nasıl yakıştırıyorsanız öyle yapın” dedim. Kimisi uzaklara gitti, kimisi daha yakınlarda seyretti. Düzenlemeleri bana yakın olan isimler, hayatta da müzikal olarak bana yakın olan isimler. Benim için de ilginç bir albüm oldu. Eve gelip dinliyordum, ne çıkacak bakalım diye. Eğleniyordum.



“Şu anda kendimi yazar zannediyorum”



17: Tekrar yönetmenlik denemelerin olacak mı?



T: Yeni bir proje var aslında. Hatta eskidi bile çekemeden. Adı ‘İstenmeyen Tüyler’. İki senedir bir türlü çekemedim. Herhalde aksayınca insan çok heveslenemiyor. Belki de zaten hevesim yok diye heveslenmedim. Onu bir ara çekmek istiyorum ama arkadaşlarımın bir projesi var. Lise zamanlarından kalma bir sürü hikayelerimiz var. Geçenlerde beni çağırıp üçümüz bunu yazmalıyız dediler. Daha doğrusu onlar anlatacak ben yazacağım herhalde. Aslında benim başımdan hiç ilginç bir şey geçmiyordu. Ben sümsük bir öğrenciydim de, onlar ilginç olaylar yaşıyorlardı (gülüyor). Bir de oyun gibi bir şey yazdım. Canım öylesine yazmak istedi (gülüyor). Onu geliştireceğim. Belki gelişirken filme döner. Belki de şarkıya dönüşür ama yaz sonuna kadar hiçbir şeyle uğraşacağımı sanmıyorum. Çok yoğun konserler var. Ben şu an yazar zannediyorum kendimi (gülüyor). İşte arada yazar zannedip, yazı falan da yazıyorum (gülüyor).



17: Kendini söz yazarlığa mı daha yakın görüyorsun, besteciliğe mi?



T: Genelde sözcüklere dair aklıma bir şeyler geliyor. O sıralar çok film seyrettiysem, yönetmen zannediyorum kendimi (gülüyor). Çok kitap okumuşsam edebiyatçı zannediyorum. Elime gitarı aldığım zaman da kendimi müzisyen zannediyorum. Birbirinden çok ayırmıyorum. Neye doğru gidiyorsa, bırakıyorum gidiyor. Şarkı yazarak bir yöntemim var, senaryoda da onu uyguluyorum ama yanlış bir şey olabiliyor. Film riskli bir iş. Şimdi tiyatro oyunu yazdım diyorum ama o oyun nasıl algılanır bilmiyorum.



17: Teoman şarkılarında genelde akılda kalan şey sözler oluyor.



T: Aslında oradan yola çıkıyorum. Bazen alt yapıyı yapıyorum, üzerine sözler yazıyorum. O müzik bana neyi ifade ediyorsa, ona uygun bir ruh haliyle yazıyorum. Normalde aklımda hep bir şey var; hikayeyi ne taraftan anlatayım? Mesela bir erkek, iki kadını seviyordur. İkinci gittiği kadın tarafından mı yazayım, yoksa terk edilmiş kadın tarafından mı yazayım?



“Ben seni sevdim ama sen beni

terk ettin’ şarkısı yazmak istemiyorum”



17: Yani aslında hep bir tema var.



T: Evet hep var. Aklıma güzel sözler gelirse, konum değişebilir. Elime gitarı alıp, “Ben seni sevdin ama sen beni terk ettin, ben de o yüzden burada oturdum sana şarkı yazıyorum” şarkısı yazmak istemiyor canım şu sıra.



17: ‘Söz ve Müzik’ albümündeki şarkılar senin hayatından bir dönem anlatıyor gibi.



T: Hepsi öyle mi bir bakayım (albümü eline alıyor). Hepsinin hikayesi varmış bende (gülüyor). İnsan hayatı bir sanat eserine dönüştüğünde,  içeriğine bakınca; öyle evet. Biraz roman kahramanına dönüşüyorsun, ama aslına bakarsan normal bir insanım. Ben bir tek oradaki kişi değilim. Çok mutlu olduğum anları yansıtamıyorum. Aklıma müzik gelmiyor. Sadece eğlenceme bakıyorum (gülüyor). Biz bir kişi olarak yaşamıyoruz. Ömrümüze bir sürü hayatlar giriyor. Hiçbir iş yapmayan Teoman bir iki senedir var ama onun da şarkıları yok.



“Yılda iki kere depresyona girerim.”



17: Nasıl bir dönemdesin şu an?



T: Depresyon çıkışındayım (gülüyor). Yılda iki kez depresyona girerim. Her zaman yaratıcı olmuyorum. Bazen fazla uzağa gidiyorum. Şimdi havaya girdim nedense. Benden bir şey çıkar yakında (gülüyor). Müzik dünyasından bir şekilde uzaklaşmış hissediyorum kendimi. Sadece kendi yaptığım müzikle ilgileniyorum. Böyle olunca tam anlamıyla nereye gitmek istediğimi de bilmiyorum. Eskiden önüme bir hedef koyardım, ona giderdim. Şimdi keyfime bakacağım. Yine yazarım, çizerim ama müzikle ilgili aklıma bir şey gelmiyor. Sonra bir dahaki albümü ne zaman çıkarırız deyince; hiçbir şey yok. Aklıma bir tane bile şarkı gelmediği için yok.



17: Hep böyle miydin?



T: Bu albümü hazırlarken kitabıyla da ilgilendim. İçinde notalar var, sözleri yazdığım kağıtlar var. Onlara bakarken anlatmak istediğim bir şey varsa, buralarda anlatmışım.



17: Bir dönemi kapamak gibi bir şey mi bu?



T: Yeni anlatacağım bir şeyler varsa, kendime yeni bir dönem uydurmalıyım. Belki de dinleyicinin hiç fark etmeyeceği bir şeydir bu. Ben zannediyorum ki başka bir döneme geçtim, o beni mutlu eder, tamamen yeni bir şey yazarım, dinleyici bir bakar, ressam Picasso’nun ikinci dönemi gibi bir şey görmez (gülüyor). Ama ben öyle zannetsem yeter. Benim öyle zannetmem gerekiyor.



17: Kitap projesi kimin fikriydi?



T: Ne zaman yurt dışına gitsem, müzik kitaplarını karıştırırım, kitapçılarda. Orada Bruce Springsteen’i, Bob Dylan’ın kitaplarını görüyor, kıskanıyordum (gülüyor) Onlar gibi benim de bir tane olsun diyordum. Sürekli bir kontrol durumu oldu tabii. Notalar geliyordu, onları kontrol ediyordum derken, üç beş ay sürdü. Kreatif olmadığım uyduruk bir kitap bile benden zaman çaldı ki onunla gerçekten uğraşan insanlar, tasarımını yapan insanlardı. Önümüzdeki maçlara bakacağız.



“Herkese cevap veremem,

Kendi keyfime bakarım”



17: Durgunluk sürecinin üzerine fazla gelinmesiyle alakası var mı? Basın da seninle uğraşmaya bayılıyor.

               

T: Yok hayır. Ama basın hakikaten benimle uğraşmaya bayılıyor. Keyfimi de kaçırıyorlar gerçekten. “Aman ya değer mi bu adamlar için?” diyorsun. Hatta “Ben ne yapsam da bunlardan kurtulsam?” diyorsun. Ünlü olmak çok şey getirmiyor aslında insana. Götürüyor hatta. Sürekli televizyonlarda olan birisi olarak, hatta birisiymişim diyeyim çünkü televizyon da izlemiyorum, en son gazetelerde çıkan haberleri de okumadım bilmiyorum, daha evvelki pozisyonumu düşünüyorum. Diyelim ki 2002 senesi… Nasıldı bu işler? Daha kolaydı. Kendi işimi yapıyordum, kafam hiç karışmıyordu. Ama en azından müzikal anlamdaki durulmamı magazine bağlayamam. Etkenlerden bir tanesi ama sebebi değil.



17: Magazin basınıyla ilişkin hep böyle mi gidecek?



T: Bu konuşarak olacak bir şey değil. Mesleki deformasyon her yerde olduğu gibi, basında da var. Yapılabilecek bir şey yok. Herkese kendimi anlatmak gibi bir isteğim yok. Beni rahat bıraksınlar yeter. O yüzden başka formüller bulmak zorundayım. Kendimi en doğru nasıl anlatırım diye düşünmüyorum, milletin insafına kalıyorsun. Bununla uğraşmak da zor. Birisi seninle ilgili uyduruk bir haber yapıyor. Birisi onun üstüne yorum yapıyor, öbürü seni savunuyor sanki bir şey olmuş gibi. Ne yapacağını bilemiyorsun. En güzeli benim yaptığım gibi hiç ilgilenmemek. Herkese cevap veremem. Normal hayatta da, “Aman kardeşim sen ne istiyorsan onu söyle!” dediğim için kendi keyfime bakarım.



17: Seni tanıdığımız zamandan şu zamana kadar eski kitleni elinde tutuyorsun ve üstüne yenileri ekleniyor.



T: O kadar genişliyor ki… Geçen aylarda bir tane taksi durdu. 60-65 yaşlarındaki taksi şoförü; “Teoman ben senin hayranınım!” diye bağırıyor. Oğlu gibi görüyor (gülüyor). Ünlü olunca başka türlü bir benimsenme durumu oluyor. Tam olarak benim dinleyici kitlem gibi bir şeyden bahsedemiyorum. Sevenler var, sevmeyenler var. Bazen görüyorum, YouTube’da sekiz dokuz yaşında çocuklar gözlükleri takmışlar beni taklit ediyorlar (gülüyor). 60 yaşındaki amca da seviyor.



“Gözlüklü, derslerinde iyi olan,

ikmale kalmayan bir öğrenciydim.”



17:  Lise yılların nasıl geçti?



T: Ataköy Lisesi’nde okudum. Bahçelievler’de oturuyordum. Ataköy’de çok ilginç bir insan topluluğu var. Çete savaşlarından hırsızlıklara, hayatı sadece eğlence olan insanlardan, sokak dansçılarına kadar herkes vardı. Garip bir yerdi. Ben onlardan değildim. Evimde yaşardım, hayaller kurup gitar çalardım, küçük odamda kendimi bir ‘rock yıldızı’ hissederdim. Gözlüklü, derslerinde iyi olan, ikmale kalmayan bir öğrenciydim. Onlarla karşılaştırıldığımda da çok renksiz bir insandım.



17: Sonra nasıl oldu da değiştin?



T: Sonra lise son geldi (gülüyor). Eşeğimi sağlam kazığa bağladım hep. Okula gittim, derslerimi çalıştım. Atılacak gibi oldum bir ara, bir daha üniversite sınavına girdim. Müzik eğlencemin, hayallerimin yüzde doksanını oluşturduysa da okulu bitirdim. Ortaokul ve lisede kendimi tarif etmem gerekirse sesi soluğu çıkmayan bir adamdım. Lise sonu artık üniversiteli olacağıma dair hayallerle geçirdim; pantolondan kurtulacaktım, saçımı uzatacaktım. Üniversiteye girdikten sonra, onun mutluluğuyla on sene kendime gelemedim. Sonra müzik yapmaya başladım, paramı kazanıp bir yandan okula devam ettim. Bu arada değiştim tabii. Lisedeyken küçük bir fanustaydım. Üniversiteye girince kabak çiçeği gibi açıldım. Herkesin istediği gibi lise bitsin de artık kendim olayım dediğim zamanlardı. Ondan beri, oradan oraya savruluyorum.



17: Hayal ettiğinden ne kadar farklıydı hayatındaki gelişmeler?



T: Her şey daha büyük gelişti. Kimi yerleri çok zor geçti. İlk ortaya çıktığım zaman, çok büyük bir hayalim yoktu. Arada bir albüm yapayım istiyordum, haftada bir küçük bir barda çalarsam iyiydi. Nasıl olsa ekonomik anlamda büyük hayallerim yoktu. Müzikten hayatımı geçindirebileceğim kadar kazanırsam abuk sabuk işlerde çalışmak zorunda değildim. İlk albümüm çıktığı zaman benzerimiz yoktu. Önümüzde uzak olduğumuz ama çok da beğendiğimiz MFÖ veya Bülent Ortaçgil gibi isimler vardı. Hedefim büyük değildi ama doksanların sonuna doğru değişmeye başladı. İkinci albüm iki yüz bin sattı. O zaman olaylar değişti. Çünkü hedeflerimin arasında yirmi bin satmak vardı. İki yüz bin satınca başka bir yerde hissediyorsun. Parasal anlamda değil ama birden bire Diyarbakır’da, Gaziantep’te konser verirken buluyorsun kendini.



17: İlk hayranlarından değiştiğine dair eleştiriler aldın mı?



T: Tabii. Ama bu yaptığımız şeyle alakalı olmuyor.



17: Popüler bir hale geldiğin için mi?



T: Biz birisini neden severiz? Diyelim ki ergenlik döneminde bir çocuk, kendini tanımlamaya, kendine örnekler edinmeye çalışıyor. Kendini soyutluyor, Nick Cave, PJ Harvey gibi o yaş grubu için çok da popüler olmayan adamları dinliyor. Sonra bu müziklerinde özgür olan insanlar değişmeye başlayınca, çok dinlenmeye başlanınca, çok kişiyle paylaşmak istemiyorsun onları. İkinci albüm çok satınca seni beğenmemeye başlıyorlar. Hatta şöyle diyor; “Ben onu ilk albümünden beri dinliyorum kardeşim!” (gülüyor). Onu bile söylemeyip, “Ben artık onu sevmiyorum!” bile diyor. Bu saptamaları yaparken kendimden de yola çıkıyorum. Ben de aynısını yapıyorum.
Logged



MADALYALARIN HEPSİ BİZİM. MESAJ SAYINI ÇOĞALT MADALYALARIN ARTSIN.
1 Konu: 5 Rep puanı  --  1 Cevap: 1 Rep Puanı -- 4400 Rep: 11.Teoman Madalyası

Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
mart 2007 d. bakır-renkli rüyalar oteli/akustik vers. Teoman Konserleri ve Konser Anılarınız .-SU 7 783 Son Mesaj Ağustos 23, 2008, 01:48:42 ÖÖ
Gönderen: cagla92
Teoman 2008 Albümü Teoman'dan Güncel Haberler LordSebo 0 761 Son Mesaj Ocak 16, 2008, 04:28:44 ÖS
Gönderen: LordSebo
7 Mart Ooze Venue Teoman Konserleri ve Konser Anılarınız ANıL 1 446 Son Mesaj Mart 06, 2008, 07:04:21 ÖS
Gönderen: DocToR(z)
7 mart 2008 oopze venue konseri - Aşk kırıntıları canlı Tv Kayıtları LordSebo 0 275 Son Mesaj Nisan 01, 2008, 08:35:29 ÖS
Gönderen: LordSebo
Billboard mart 2008 - kasting Teoman'dan Güncel Haberler LordSebo 0 147 Son Mesaj Mayıs 09, 2008, 09:20:29 ÖÖ
Gönderen: LordSebo
Temmuz 2008 Top 40 Listesi Off Topic - Sohbet LordSebo 3 461 Son Mesaj Ağustos 10, 2008, 01:48:29 ÖS
Gönderen: rockergirl
Günaydın Gazetesi Ağustos 2008 Röportajı Teoman'dan Güncel Haberler LordSebo 0 29 Son Mesaj Ağustos 26, 2008, 12:06:00 ÖÖ
Gönderen: LordSebo
Powered by SMF 1.1.5 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC
teoman | teoman forum | teoman pano | teoman fan club | teoman albümleri | teoman şarkıları | teoman resimleri | teoman konserleri |