Escobar'ın oğluna ne oldu ?

Deniz

New member
Arjantin Federal Savcılığı’nın resmi açıklamasına göre Juan Sebastián Marroquín Santos, annesi María Isabel Santos Caballero ve eski futbolcu Mauricio Serna hakkında uyuşturucu kaçakçılığından kaynaklandığı öne sürülen paraların aklanmasıyla ilgili soruşturma yürütüldü. Haziran 2018’de mahkeme üç kişi hakkında işlem yapılmasına karar verdi; Aralık 2018’de ise Federal Temyiz Mahkemesi bu işlemleri doğruladı.

Burada çok önemli bir hukuki ayrım var: Bir kişinin hakkında soruşturma yürütülmesi veya “procesamiento” kararı verilmesi, kişinin kesin olarak suçlu bulunduğu anlamına gelmez. Bu nedenle 2018 olayını “Escobar’ın oğlu yeniden uyuşturucu ticaretine döndü” şeklinde kesin bir ifadeyle anlatmak doğru olmaz.

Güvenilir kaynaklara dayanarak söylenebilecek daha sınırlı ve doğru ifade, Marroquín’in 2018 yılında uyuşturucu gelirlerinin aklanması iddiasıyla ciddi bir Arjantin soruşturmasının merkezinde yer aldığıdır.

Bu olay, onun hayat hikâyesini daha karmaşık hale getiriyor. Çünkü bir tarafta şiddetten uzaklaşma söylemi ve babasının suçlarını reddetmesi, diğer tarafta ise yıllar sonra ortaya çıkan ciddi mali suç iddiaları var.

Dolayısıyla Marroquín’i yalnızca “babasının günahlarından kaçan masum oğul” şeklinde tek boyutlu bir karaktere dönüştürmek de doğru değil.

Erkekler ve kadınlar bu hikâyeye farklı mı yaklaşır?

Bu tür bir konuda “erkekler stratejik düşünür, kadınlar daha empatiktir” gibi kesin genellemeler yapmak bana göre yanlış olur. İnsanların yaklaşımı cinsiyetten çok kişilik, aile geçmişi, eğitim, yaşanan travmalar ve toplumsal çevreyle değişebilir.

Bununla birlikte tartışmada farklı yaklaşım biçimlerini dengeli şekilde görmek mümkün.

Örneğin daha stratejik ve çözüm odaklı yaklaşan biri, “Bu aile geçmişinden nasıl çıkılır, güvenlik nasıl sağlanır, yeni kimlik nasıl kurulur ve geçmişin ekonomik bağlantıları nasıl temizlenir?” sorularını öne çıkarabilir.

Daha ilişkisel ve empatik yaklaşan başka biri ise “Mağdur aileleri ne hissetti, bir özrün gerçekten anlamı var mı, bir çocuk babasının suçlarının yükünü nasıl taşır?” diye sorabilir.

Bu iki yaklaşım birbirinin alternatifi olmak zorunda değil. Tam tersine, Escobar ailesi gibi karmaşık vakaları anlamak için hem somut sonuçlara hem de insanların yaşadığı duygusal sonuçlara bakmak gerekiyor.

Üstelik kadınların tamamının empatik, erkeklerin tamamının stratejik olduğunu söylemek gerçek hayatı açıklamaz. Bu hikâyenin kendisi bile bunun ne kadar yetersiz bir yaklaşım olduğunu gösteriyor.

Marroquín gerçekten babasının mirasından kurtuldu mu?

Bence en zor soru bu.

Eğer “miras” derken suç örgütünü ve uyuşturucu ticaretini kastediyorsak, Marroquín’in kamuya açık yaşam öyküsü babasının suç dünyasını devralmadığını gösteriyor. Mimarlık ve tasarım alanında çalıştı, kitaplar yazdı ve babasının şiddet mirasına karşı konuştu.

Fakat “miras”ı yalnızca suç olarak tanımlarsak hikâyenin diğer tarafını kaçırıyoruz.

Soyadı, çocukluk anıları, güvenlik korkusu, ailesinin yaşadığı travmalar ve insanların ona bakış biçimi de bu mirasın parçaları.

Üstelik Escobar ismi hâlâ dünya çapında çok güçlü bir popüler kültür sembolü. Netflix yapımları, kitaplar, belgeseller ve medya haberleri bu ismi yeniden dolaşıma sokuyor. Dolayısıyla Marroquín’in geçmişten tamamen kopması pratik olarak mümkün olmayabilir.

Belki yaptığı şey geçmişi silmek değil, geçmişinin anlamını değiştirmeye çalışmaktır.

Bu hikâyenin güçlü ve zayıf tarafları

Marroquín’in hikâyesinin güçlü taraflarından biri, suçlunun ailesini de suçun sonuçları içinde değerlendirmemize yardımcı olmasıdır. Pablo Escobar’ın kurbanlarını konuşurken oğlunun da korku, kaçış ve kimlik değişimi yaşadığını görmek, şiddetin yalnızca doğrudan öldürülen veya yaralanan insanları etkilemediğini gösteriyor.

İkinci güçlü tarafı ise intikam döngüsünü sorgulamasıdır. Marroquín’in genç yaşta babasının ölümünün intikamını alma düşüncesinden vazgeçtiğini anlatması, şiddetin nesilden nesile aktarılması konusunu tartışmaya açıyor.

Fakat zayıf tarafları da var. Her şeyden önce anlatının önemli bölümü Marroquín’in kendi perspektifinden geliyor. Bu nedenle onun anlattıklarını bağımsız kaynaklarla karşılaştırmak gerekiyor.

İkinci sorun ise Escobar’ın hayatının hâlâ popüler kültürde olağanüstü bir hikâye olarak sunulması. Ne kadar eleştirel anlatılırsa anlatılsın, büyük servet, lüks arabalar, özel hayvanat bahçeleri, kaçışlar ve güç hikâyeleri bazı izleyiciler üzerinde romantikleştirici etki yaratabiliyor.

Bu yüzden Escobar’ın oğlunun hikâyesini anlatırken yalnızca “sonunda babasının izinden gitmedi” mesajına odaklanmak yeterli değil. Babasının oluşturduğu sistemin binlerce insan üzerindeki etkisini de hatırlamak gerekiyor.

Sonuç: Escobar’ın oğlunun hikâyesinden ne anlamalıyız?

Juan Pablo Escobar, yani Juan Sebastián Marroquín Santos, babasının ölümünden sonra onun suç dünyasının başına geçmedi. Arjantin’e yerleşti, adını değiştirdi, mimarlık ve tasarım alanında çalıştı, babasının geçmişini anlatan kitap ve belgesel projelerinde yer aldı ve bazı kurban aileleriyle yüzleşme girişiminde bulundu.

Fakat hikâye bunun kadar basit değil. 2018’de Arjantin’de uyuşturucu gelirlerinin aklanması iddialarıyla hakkında yürütülen ciddi adli süreç, Marroquín’in hayatının da tartışmasız ve tamamen doğrusal bir “kötü geçmişten iyi geleceğe dönüş” hikâyesi olmadığını gösteriyor. Bu nedenle onun hakkında konuşurken hem olumlu açıklamalarını hem de belgelenmiş hukuki süreçleri birlikte değerlendirmek gerekiyor.

Bence bu hikâyeden çıkarılabilecek en önemli ders, çocukların ebeveynlerinin suçlarından otomatik olarak sorumlu tutulmaması gerektiği; fakat suçun aileler ve sonraki nesiller üzerinde bıraktığı gerçek sonuçların da küçümsenmemesi gerektiğidir.

Bir insan babasının yaptıklarından sorumlu olmayabilir. Ancak babasının yaptıklarının gölgesinde yaşayabilir.

Asıl tartışılması gereken de belki budur: Bir insan geçmişini değiştiremezse, onunla kurduğu ilişkiyi değiştirebilir mi?

Bir suçlunun çocuğuna yalnızca soyadı üzerinden bakmak adil midir? Peki aynı kişi ailesinin geçmişinden maddi veya sembolik bir avantaj elde ediyorsa, toplumun bunu sorgulaması ne kadar doğaldır? Mağdur ailelerinden özür dilemek geçmişteki cinayetlerin sorumluluğunu ortadan kaldırabilir mi, yoksa yalnızca yeni bir diyalog kurmanın başlangıcı mı olabilir?

Ve daha geniş bir soru: Toplum olarak suçluların hayatlarını anlatırken onların ailelerini ve mağdurlarını nasıl dengede tutmalıyız?

Escobar’ın oğlunun hikâyesi bu sorulara tek bir cevap vermiyor. Belki de değerli olan tarafı tam olarak burada. Çünkü bu hikâye, “suçlu babanın suçlu çocuğu” gibi basit bir kalıba sığmayacak kadar karmaşık; aynı zamanda Pablo Escobar’ın şiddet mirasını romantikleştirmeden değerlendirilmesi gereken gerçek bir insan hikâyesi.

Kişisel girişi daha dürüst yazForum tonunu daha etkileşimli yap

Kişisel girişi daha dürüst yaz

Forum tonunu daha etkileşimli yap

Tekrarlanan fikirleri sıkılaştır
 
Üst