Pehriz hangi dilde ?

Rocking

Global Mod
Global Mod
Pehriz Hangi Dilde? Bir Kelimenin Dil, Toplumsal Cinsiyet ve Sınıfla İlişkisi

Pehriz hangi dilde? Bir kelimenin arkasındaki kültürel hikâye

“Pehriz” kelimesini ilk kez gören birinin aklına doğal olarak şu soru gelebilir: Bu kelime Türkçe mi, Farsça mı, Azerbaycanca mı? Özellikle sosyal medyada, yemek tariflerinde veya sağlıkla ilgili konuşmalarda “pehriz” biçimine rastlandığında kelimenin hangi dile ait olduğunu anlamak kolay olmayabiliyor. Aslında burada yalnızca bir sözlük karşılığı değil, yüzyıllar boyunca diller arasında gerçekleşen kültürel alışveriş de söz konusu.

Kısa cevap şu: “Pehriz” biçiminin kökeni Farsçadır. Klasik Farsçada پرهیز (parhēz/parhiz) biçiminde kullanılan sözcük “kaçınma, sakınma, perhiz, ölçülü olma” gibi anlamlara gelir. Sözcüğün daha eski kökü Orta Farsçadaki pahrēz biçimine kadar götürülür. Türkçedeki “perhiz” de Osmanlı Türkçesi üzerinden Klasik Farsçadan alınmış bir kelimedir.

Dolayısıyla “pehriz” için “Türkçe bir kelime” demek etimolojik açıdan doğru değildir; fakat kelimenin Türkçede kullanılması onu Türkçenin kelime hazinesinin bir parçası olmaktan çıkarmaz. Aynı durum Azerbaycan Türkçesi için de geçerlidir. Azerbaycan dilinin açıklamalı sözlüğünde pəhriz kelimesi “belirli bir beslenme düzeni” anlamıyla yer alır ve açık biçimde Farsça kökenli olarak gösterilir.

Bu noktadan sonra konu yalnızca “hangi dil?” sorusuyla sınırlı kalmıyor. Çünkü bir kelimenin farklı toplumlarda nasıl kullanıldığı; beden, sağlık, kadınlık, erkeklik, sınıf, din, ahlak ve hatta toplumsal statü hakkındaki düşüncelerimizi de yansıtıyor.

“Pehriz” ile “perhiz” arasındaki fark nedir?

Türkiye Türkçesinde bugün yaygın biçim “perhiz”dir. Farsçada ise sözcük parhēz/parhiz olarak görülür. Türkçeye geçtiğinde ses yapısı zaman içinde değişmiş ve “perhiz” biçimi yerleşmiştir. Türkçe sözlük kaynaklarında da “perhiz”in Farsçadan geldiği ve temel anlamlarının “bazı yiyeceklerden kaçınma, rejim, sakınma, kendini tutma” çevresinde toplandığı görülür.

Azerbaycan Türkçesinde ise pəhriz biçimi oldukça yaygındır. Azerbaycan Etimoloji Sözlüğü, kelimenin Farsça pərhixtən ile ilişkili olduğunu ve temel anlamın kişinin kendisini durdurması, özellikle yemekten kaçınması fikriyle bağlantılı olduğunu belirtir.

Burada ilginç olan nokta, aynı tarihsel kökten gelen kelimenin farklı Türk dillerinde farklı ses biçimleriyle yaşamaya devam etmesidir. Bu durum aslında dilin “saf” ve tamamen birbirinden kopuk sistemlerden oluşmadığını gösterir. Türkçe, Farsça, Arapça ve başka diller yüzyıllar boyunca birbirlerinden kelimeler aldı. Bir kelimenin kökeninin başka bir dilde olması, o kelimeyi kullanan toplumun kültürel açıdan “daha az özgün” olduğu anlamına gelmez.

Tam tersine, dil tarihinin kendisi kültürler arasındaki ilişkinin kanıtıdır.

Kelime neden yalnızca yemekle ilgili değil?

Bugün “perhiz” denildiğinde çoğu kişinin aklına diyet gelir. Oysa Farsçadaki parhēz kelimesinin anlam alanı daha geniştir. Kaynaklarda “kaçınma, sakınma, kendini tutma, bazı yiyecekleri yememe ve haramdan uzak durma” gibi anlamlar bulunur.

Bu anlam genişliği bize önemli bir toplumsal nokta gösteriyor: Yemek hiçbir toplumda yalnızca biyolojik bir ihtiyaç değildir.

Ne yediğimiz, neyi yemediğimiz, hangi yiyeceği “temiz” veya “sağlıklı” kabul ettiğimiz ve bedenimizi nasıl kontrol ettiğimiz sosyal normlarla yakından ilişkilidir.

Örneğin modern dünyada “sağlıklı beslenme” çoğu zaman kişisel bir tercih gibi anlatılır. Ancak insanların sağlıklı beslenme imkanları eşit değildir. Taze sebze, kaliteli protein, özel beslenme ürünleri veya diyetisyen desteği ekonomik kaynak gerektirebilir. Dolayısıyla “sağlıklı beslenmek sadece irade meselesidir” demek sınıfsal farklılıkları görmezden gelebilir.

Bir kişinin sağlıklı yiyecekleri seçebilmesi ile başka bir kişinin daha ucuz, daha erişilebilir ve daha uzun süre dayanabilen yiyeceklere yönelmesi aynı koşullarda gerçekleşmez.

Bu nedenle “perhiz yapan kişi iradelidir, yapmayan kişi iradesizdir” şeklindeki basit değerlendirmeler sosyal gerçekliği açıklamakta yetersiz kalır.

Kadın bedeni ve “perhiz” fikri

Bu konu toplumsal cinsiyet açısından daha da karmaşık hale geliyor.

Kadınların bedenleri tarih boyunca yalnızca sağlık açısından değil, güzellik, ahlak, doğurganlık ve toplumsal saygınlık açısından da denetlenmiştir. Günümüzde sosyal medya, reklam sektörü ve popüler kültür bu baskının biçimini değiştirmiş olsa da tamamen ortadan kaldırmış değildir.

Bir kadına “kendine dikkat et”, “biraz kilo versen daha iyi olur”, “şunu yeme”, “bedenine özen göster” denildiğinde bu ifadeler bazen gerçekten sağlık kaygısından kaynaklanabilir. Fakat aynı ifadeler kadının bedeninin sürekli değerlendirilmesi ve başkalarının beklentilerine göre şekillendirilmesi anlamına da gelebilir.

Burada kadınların deneyimlerini tek bir kalıba sokmamak gerekiyor. Bazı kadınlar beslenme düzenini kendi sağlıkları, spor hedefleri veya yaşam kaliteleri için tercih ederken bazıları bedenleriyle ilgili sürekli yorum yapılmasından yorulabilir. Aynı şekilde bir kadın için diyet özgürleştirici bir öz bakım biçimi olabilirken başka bir kadın için ekonomik baskı, aile baskısı veya güzellik standartları nedeniyle zorlayıcı bir deneyim olabilir.

Dolayısıyla “kadınlar perhiz yapmaya zorlanıyor” demek de her durumu açıklamaz; “diyet tamamen kişisel tercihtir” demek de toplumsal baskıları görünmez hale getirir.

Asıl mesele, tercihin hangi koşullar altında yapıldığını sormaktır.

Erkekler açısından konu neden farklı algılanabiliyor?

Erkeklerin bedenleri de toplumsal normlardan bağımsız değildir. Ancak toplumsal beklentilerin biçimi farklı olabilir.

Erkeklerden çoğu zaman güçlü, dayanıklı, kaslı veya fiziksel olarak yeterli görünmeleri beklenebilir. Bu nedenle erkeklerin de bedenleriyle ilgili baskılar yaşaması mümkündür. Fakat bu baskının kadınlarda görülen güzellik ve beden denetimiyle birebir aynı olduğunu söylemek doğru olmaz.

Örneğin bir erkek “zayıf” olduğu için kendisini yetersiz hissedebilirken başka bir erkek fazla kilosu nedeniyle sosyal çevresinden eleştiri alabilir. Bir başkası ise kaslı bir beden elde etmek için yoğun spor ve katı beslenme programları uygulayabilir.

Burada çözüm odaklı yaklaşım önem taşıyor. Erkeklerin toplumsal cinsiyet tartışmalarına yalnızca “erkekler de baskı görüyor” diyerek karşılık vermek yerine, bedenle ilgili bütün insanların yaşadığı baskıların kaynağını sorgulaması daha yapıcı olabilir.

Örneğin bir erkek arkadaşına “neden kilo vermiyorsun?” diye sormak yerine, “Bu konuda desteğe ihtiyacın var mı?” diyebilir. Bir baba oğlunun görünüşüyle sürekli alay etmek yerine sağlık, özgüven ve beden çeşitliliği hakkında daha dengeli bir iletişim kurabilir.

Bunlar küçük davranışlar gibi görünse de toplumsal normların gündelik hayatta nasıl yeniden üretildiğini anlamak açısından önemlidir.

Sınıf meselesi: Herkes aynı “perhiz” imkanına sahip mi?

“Perhiz” kelimesinin modern anlamını tartışırken sınıf faktörünü göz ardı etmek ciddi bir eksiklik olur.
 
Üst